Blokzincir Teknolojisi Nedir

Blokzincir ve uygulamaları üzerine daha önceden bir nebze teknik yazı denemelerim olmuştu. Ama bu sefer bu kavramın özünü yazma ihtiyacım Yuval Noah Harari’nin bir konuşmasından tetiklendi. Faşizmin çekiciliğini anlattığı konuşmasında Harari, liberal demokrasiyi koruyabilmek için mühendisleri merkezi veri işleme sistemleri kurmak yerine, dağıtık yapıda kurgulanmış veri işleme sistemleri tasarlamaya yönlendiriyor. Bu konuşmayı tanıttığım yazıda Harari’nin bu yönlendirmesinin bana blokzincir teknolojisini düşündürdüğünü yazmıştım. Sonra fark ettim ki her okuyan blokzincir nedir bilmiyor. O nedenle bu kavramı anlatmaya (daha doğrusu anlatmaya çalışmaya) karar verdim.

Geleneksel sistemlerde veri merkezi bir yerde tutulur. Örneğin ne kadar paramızın olduğunun kaydı bankamızın veri tabanında tutulur. Hesap bakiyemizin miktarını sadece bankamız bize söyleyebilir, bu konuda danışılacak ikinci bir merci yoktur. Biz banka hesabımızdan para göndermek istediğimizde bankamıza talimat veririz, bankamız ve merkez bankasının sistemlerinin aracılığı ile para gönderilen yere ulaşır. Bankamızın ve merkez bankasının varlıklarımızın ve işlemlerimizin kayıtlarını doğru şekilde tutacağına güveniriz. Çünkü bu kurumlar yüzyıllarca gelişen kanunlar, iş yapma yöntemleri, müşteri sözleşmeleri ve teknoloji kullanımı ile olgunlaşırlar ve böylece sisteme yüzyıllar içinde güven oluşur.

Ancak artık gelişen teknoloji “güven” adı verilen olguyu kanun, sözleşme, denetim araçlarının ötesine taşıdı. Artık matematik ve kriptoloji sayesinde her türlü kayıt geri döndürülemez, inkar edilemez ve değiştirilemez bir şekilde dağıtık yapıda saklanabiliyor. Hem de güvenli ve mahrem bir şekilde çoklanabiliyor, başka veri tabanlarına kopyalanabiliyor.

Örneğin bankadaki hesap bakiyenizin bir formül ile şifrelenerek başka bankaların veri tabanlarına kopyalandığını hayal edin. Bu durumda diğer bankalar sizin kimliğinizi ve bakiyenizi bilmiyorlar, çünkü bilgi şifreli. Ancak değiştirilemez olan bu kaydı ve bundan sonra gelecek tüm işlemleri ve sonuçlarını da dağıtık yapıda, bankalardan oluşan ağdaki tüm veri tabanlarında tutuyorlar. Sizin bankanızın sistemlerine birşey olursa sorun yok, çünkü siz elinizdeki anahtar ile diğer bankalardaki veri tabanlarına kaydedilmiş bilgiyi açabiliyorsunuz. Kimse (örneğin paranızı çalmak isteyen art niyetli bir aktör) bakiyeyi değiştiremiyor, çünkü dağıtık yapıdaki bütün kayıtların aynı sonucu vermesi gerekiyor. Tüm veri tabanları aynı hesapta ve bakiye tutarında mutabakata varmadığı sürece orijinal kayıt değiştirilemiyor.

Mevcut hesabınız üzerindeki her işlemin tekrar özel bir formülden geçirilerek bir evvelki bakiyenizi içeren bilgi bloğuna eklendiğini hayal edin. Her yeni kayıt kendisinden önceki işlemleri de içeriyor ve bu durum inkar edilemezliği ve geri döndürelemezliği kuvvetlendiriyor. Yani gerçek daha da pekişiyor. İşte aynı hesap ile ilgili işlemelerin arka arkaya birbirine eklenmesi blokzinciri oluşturuyor. Blokzincir güçlü matematik ve kriptoloji ile gerçekleşiyor ve korunuyor.

Blokzincirin nasıl işlediğini anlatabilmek için yukarıda anlattığım banka senaryosu tamamıyla hayal ürünü bir örnek. Ancak bunun gerçek uygulaması küresel bazda 2008 yılında hayata geçti. Hem de bankalar, merkez bankaları, kanunlar ve denetleyiciler bu süreçte bulunmadan bu gerçekleşti. Bizler birikimlerimizi emanet etmek için bankalar gibi güçlü kurumlara ve onları denetleyen devletlere ve bürokratlara güvenirken birçok insan sadece matematiğin gücüne güvenip dağıtık defter yapısı üzerine kurgulanmış kripto para birimi Bitcoin’e yatırım yaptılar.

Bitcoin’in mucitleri yayınladıkları manifestoda parayı kontrol eden ve denetleyen kurumların (merkez bankaları, derecelendirme kuruluşları, borsalar, bankalar ve kanun koyucular) vahşi kapitalizm adına sokaktaki vatandaşı yanlış yönlendirdiğini, soyduğunu ve 2008 yılındaki küresel krizi oluşturduğunu anlattılar. Bitcoin adını verdikleri kripto parayı dağıtık defter yapısında, hiçbir merkezi otorite olmadan hayata geçirdiler.

Bitcoin’in yarattığı kripto para modasına girmeyeceğim çünkü akçeli konular esas konumuz olan blokzincirin (İngilizcesi blockchain) önemini gölgeliyor. Burada önemli olan şu; 2008 yılında sadece bir makale olan Bitcoin son 10 yıldır blokzincirin sağladığı güven makinesi üzerinde yaygınlaştı.

Dağıtık defter yapısı üzerinde hayata geçirilme potansiyeli olan tek şey para değil:

Değerli sanat eserleri, menkul, gayri menkul, değerli taş-maden vs. hepsi blokzincirde kayıt altına alınabilir. Sözleşmeler, kimlikler, süreçler doğru olarak tasarlanırsa bu güven makinasının işleyişine teslim edilebilir. Bu nedenle blokzincir önemli bir potansiyel taşıyor.

Gerçek ve ilginç bir diğer örnek ise Birleşmiş Milletler tarafından hayata geçiriliyor. Dünyanın çeşitli coğrafyalarındaki ülkelerarası savaşlar ve iç savaşlar milyonlarca insanı evlerinden, ömür boyu oluşturdukları varlıklarından ve kimliklerinden yoksun bırakıyor. Bu insanlar maruz kaldıkları felaketlerden hayatlarını kurtarabilseler dahi kimliklerini kanıtlayamayacak şekilde göçmek zorunda kalıyorlar. Göçmen hayatı yaşarken, coğrafyadan coğrafyaya seyahat ederken yiyecek, barınak, sağlık, eğitim gibi hizmetlere erişirken her seferinde kimliklerini kanıtlamak zorunda kalıyorlar. Bu kişilerin esas kimliklerinin kayıtlı olduğu merkezi veri tabanları ya yok olmuş ya da düşman yönetimlerin kontrolü altında kaldığı için erişilemez oluyor.

Bu probleme cevaben Birleşmiş Milletler ID2020 adında uluslararası bir inisiyatif başlattı. Bu doğrultuda göçmenlere yeni bir dijital kimlik oluşturuluyor, kimlik bileşenleri mahrem bir şekilde, anahtarı (yani kontrolü) göçmenin kendinde kalacak şekilde dağıtık yapıda kurgulanmış uluslararası bir blokzincir ağına kopyalanıyor. ID2020 kimliği kişisellik, mahremiyet, taşınabilirlik ve kalıcılık prensipleri ile hayata geçiriliyor. Bu prensipler sayesinde merkezi otoriteden korunmuş bir kimlik ortaya çıkmış oluyor.

Burada blokzincirin potansiyelini bir kaç örnek ile açıklamaya çalıştım. Toparlarsak, blokzincir matematiğin ve kriptolojinin gücüyle ortaya çıkan teknolojik bir güven makinasıdır diyebiliriz. Dijital kimlik ve kripto para örneklerinde gördüğümüz gibi eski araçlar bu güven makinası sayesinde yepyeni imkanlara kavuşuyorlar. Büyük bir ilgi gören blokzincir teknolojisi üzerinde gelecekte bir çok yeni uygulamanın hayata geçirildiğini göreceğiz.