BiTCOiN
BTC

Ekonomik Liberalizm Nedir

Economik Liberalizm

Felsefesi özgürlük, bireycilik, hoşgörü, özerklik, çoğulculuk ve mülkiyet üzerine kuruludur. Sanayi devrimi sürecinde, teknolojik gelişmenin iktisadi liberalizm üzerindeki en önemli etkisi, libaralizmin kapitalizme dönüşümü olmuştur. Bu dönüşümle birlikte günümüzde de güncelliğini koruyan sabit sermaye yatırımları önem kazanmış ve ücretler işverenler ile çalışanlar arasında en önemli çatışma kaynağı haline gelmiştir.

Temelde özel mülkiyet ve piyasa ekonomisi üzerinde duran liberalizm tarihsel süreç içinde yaşadığı krizlerden her zaman yenş bir yapı ile çıkmayı başarmıştır. 18 ve 19. yüzyıllarda yaşanan dönem, klasik liberalizm olarak ifade edilirken, Birinci ve ikinci dünya savaşı ile birlikte sosyal libaralizm dönemi doğmuştur.

1970’li yıllarda tüm dünya da yaşanmaya başlayan ekonomik krizler libaralizm yeni bir kırılma yaşamış ve neo liberal anlayış ortaya çıkmıştır.

Liberalizmin temelleri Adam Smith tarafından atılmış, Lock, Ricardo ve Malthus tarafından geliştirilmiştir. Ekonomik ve toplumsal düzenin hiç bir müdahale olmadan daha başarılı olacağını ve insana maksimum fayda sağlayacağını savunan liberalizm, piyasaların ve fiyatlar sisteminde oluşan her türlü aksaklığında kendiliğinden “gizli el” çözümleneceğini savunur. Bu görüşe göre hiç bir kısıtlamaya uğrayan birey, mükemmel işleyen toplumsal sistemde kendi faydasını maksimize edecek adımları attığında aslında toplumun faydasını da arttıracaktır. Bireylerin faydaları arttığında toplumunda faydası artmış olacağından devletin ekonomik ve sosyal hayata müdahale etmesine gerek kalmayacaktır.

Klasik libaralizmde oluşan geçici yolsulluk durumu uzun vadede kendi kendine ortadan kalkacağından devletin müdahale etmesine gerek yoktur. Klasik liberal düşünürlere göre yoksulluk kapitalist toplumda sürekli değildir. Devlet müdahalesi olmayınca tekelleşme ve kartelleşmede olmayacağı için toplumsal refah artacaktır.

Kkasik liberal düşüncenin her türlü devlet müdahalesini rededen ve piyasayı temel belrileyeci kabul eden anlayışı, 19. Yüzyılın ortasından itibaren başlayan ekonomik olumsuzluklar nedeniyle ve büyüyen işçi sınıfının etkisiyle yeni bir yapılanmanın etkisi altına girmek zorunda kalmıştır ve buradan sosyal libaralizm doğmuştur.

Sosyal liberalizm anlayışına sahip olanlar klasik libaralizmin piyasa ve bireycilik esaslarını olduğu gibi kabul ederken, oluşan eşitsizliklerinde önlenmesi gereken bir durum olduğunu savunurlar. Breyin topluma ve diğer bireylere karşı sorumlu olduğunu ifade ederek daha çok insanın iyi ekoomik koşullarda yaşaması gerektiğini desteklerler. Sosyal liberal düşünce 1929 ekonomik bunalımı sırasında Keynes tarafından dile getirilse de ilk kez İngiltere’de Asquith hükümetinin ve 1932 yılında ABD’de Rossvelt hükümetlerinin ekonomik programında yer almıştır.

Kapitalist ekonomik sistem bir yandan serbest piyasa ekonomisi ile zenginliklerin kaynağını oluştururken diğer yandan yaşanan aksaklıklar devlet müdahaleleri ile bertaraf edilmeye çalışılmıştır. İkinci dünya savaşından sonra ekonomik sistemin işlwyişine önemli katkıları olan sosyal liberalizm 1970’lerde yaşaan krizlere etkiili çözümler sunamamış ve buradan neo libaralizm doğmuştur. Küreselleşme etkilerinin hakim olduğu yeni dönem klasik liberalizme dönüş olarak düşünülmektedir. Neo libaralizm iktisat teorisinin bir resterasyonu olarak görülebilir.