Sigorta Nedir

Sigorta

Bir sigorta sözleşmesinde iki taraf yer alır. Taraflardan biri sigorta teminatını veren ve ilgili kanun ve mevzuata göre sigortacılık faaliyetinde yasal olarak yetkisi olan “sigortacı”, diğeri oluşacak tehlikeye karşı kendini sigorta ettiren ve tehlikenin gerçekleşmesi halinde yasal olarak hak elde eden “sigortalı” dır.

Sigortacının sigortalıyı koruma ve zararını karşılama yükümlüğüne karşılık, sigortalının da sözleşme ile saptanan prim ödeme yükümlülüğü vardır.

Dünyada ilk sigortacılık uygulamalarına yaklaşık MÖ 2000’de Babil’de rastlanmaktadır. Babil o dönemde Mezopotamya’daki en büyük kervan ticareti merkezlerinden biridir. Kervan tüccarlarına borç veren sermayedarlar, kervanların soyulması veya fidye ödemek durumunda kalmaları halinde kervan sahiplerinin borçlarını silmekte ama buna karşılık, taşıdıkları riskin karşılığı olarak ana borç miktarı üzerinden yüklü bir miktarda tutar almaktaydılar. Bir süre sonra ticaret arttıkça hem sermayedar hem de kervan sahibi sayısında artış oldu, alınan tutarlar yükseldi, kervan sahipleri ticaret yapamaz hale geldiler.   Kral Hammurabi yazdığı hamurabi kanunlarında bu olayı yasallaştırdı ve saldırıya uğrayan kervanın tüm zararının diğer kervanlar arasında paylaşılmasına yönelik yasayı çıkardı. Bu yasa kara taşımacılığında sigortanın ilk örneğidir.

Sonraları sigorta benzeri uygulamalar deniz ticaretinin yoğun olarak yaşandığı Kartaca, Fenikeliler ve Roma ve Eski Yunanda görülmüştür. Yunan ve Roma medeniyetlerinde bir tür nakliyat sigortası vardı. Gemi sahipleri, ticaret seferine çıkacakları zaman sermaye olarak deniz ödüncü denilen bir borç alırlardı. Eğer gemi sağ salim geri dönerse, gemi sahibi deniz ödüncünü misliyle geri öderdi. Ancak gemi yolda batarsa, deniz ödüncü gemi sahibinde kalırdı.

Aynı dönemde, Rodos Kuralları denilen bir düzenlemeyle müşterek avarya kavramı ortaya çıktı. Buna göre, kaptan bir tehlikeyle karşılaştığında gemisini kurtarmak için yükün bir kısmını denize atarsa, bu zarar gemi ve yük sahipleri arasında paylaşılırdı.

1666'daki Büyük Londra Yangını sonrasında sadece yangın sigortası üzerine uzmanlaşan sigorta şirketleri kuruldu ve Londra, bu yüzyıldan itibaren dünya sigortacılığının önde gelen şehri haline geldi.

Türkiye’de Sigortacılık

Ahilik teşkilatı gibi mesleki loncalar, kurdukları yardım sandıklarıyla Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ilk sigorta örneklerini verdiler. Bu sandıklar yangın ve ölüm gibi bugün de sigorta konusu olan risklere karşı üyelerini koruyordu.

1870 yılında özellikle İstanbul'daki azınlıkların ve yabancıların mallarını etkileyen Beyoğlu yangını, sigorta düşüncesinin yaygınlaşmasına ve ilk sigorta şirketlerinin kurulmasına neden oldu. Bunların çoğu yabancı kökenliydi. İlk yerel sigorta şirketi, 1893 yılında kurulan Osmanlı Umum Sigorta Şirketi oldu. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte, sigortacılık alanında da yerel sermayenin varlık göstermesi için yeni sigorta şirketleri kuruldu.

1956 yılında düzenlenen Türk Ticaret Kanunu'nda sigortacılıkla ilgili düzenlemeler yapıldı.

1990 yılında, o zamana kadar devlet tarafından belirlenen sigorta tarifeleri serbest bırakıldı.

1990'ların son yıllarından itibaren Türkiye'ye yabancı sermayeli sigorta şirketlerinin geldiği ve pazar paylarını giderek büyüttükleri görülmektedir.

Haziran 2007'de yeni Sigortacılık Kanunu kabul edildi ve yürürlüğe girdi. Kanun, özellikle Türk sigorta sektörünün Avrupa Birliği'ne uyumlu hale gelmesine yönelik hükümler içermektedir.

Sigorta Kurumunun İşleyişi

Sigorta kurumu benzer riske maruz kalan kişilerin maddi güçlerini birleştirerek yardımlaşmasıdır. Sigorta şirketlerinin işlevi, bu kişilerin birbirlerini bulmasını ve gerçekleşen zararların giderilmesini organize etmektir. Aynı riske maruz kalan kişiler bir araya gelerek gerçekleşen riskleri hep birlikte karşıladıklarında, kişi başına düşen ödeme miktarı düştüğünden büyük bir risk bile herkes için karşılanabilir hale gelebilir.

Bir araya gelen kişi sayısı ne kadar fazla olursa, kişi başına düşen zarar miktarı o kadar tahmin edilebilir hale gelir.

Olasılık hesaplarında büyük sayılar kanunu adı verilen kanuna göre, aynı riske konu olan kıymetlerin sayısı ne kadar fazla olursa, gerçekleşecek hasar, riskin oluşma ihtimaline o denli yakın olacaktır.

Sigorta, öngörülemez ve maddi zarar doğuracak risklere karşı yapılır. Ne zaman olacağı önceden bilinen olaylara karşı sigorta yapılmaz.

Yasalara ya da genel teamüllere göre "sigortalanamaz" olarak nitelenen riskler dışındaki tüm riskler sigortalanabilir.

Sigortalılar gelecekteki hasarları karşılamak için prim öderler. Prim tutarına, hasarlar için yapılacak ödemelerin yanı sıra, sigorta şirketinin işletme masrafları, kârı, vergiler, aracı komisyonları gibi kalemler de dahildir. Sigorta teminatının işlemeye başlaması için sigortalı ile sigorta şirketi arasında poliçe yapılır. Poliçe, sigorta sözleşmesinin koşullarını içeren ve ispatlayan belgedir.

Sigorta satışları bazen doğrudan sigorta şirketleri tarafından yapılmakla birlikte, genellikle sigorta aracıları (acenteler , sigorta brokerleri) tarafından yapılır ve buna karşılık aracılar komisyon alırlar. Komisyon genellikle prim tutarına dahil edilir.

Sigorta edilmiş bir riskin gördüğü zarara hasar denir. Bir hasar gerçekleştiğinde, sigortalı, sigorta şirketinde ihbarda bulunur. Sigorta şirketi, hasarı kendisinden bağımsız bir eksperin incelemesini sağlar. Daha sonra eksper raporunu inceleyerek, sigorta teminatı içindeki zararı tazmin eder, sigortalıya tazminat öder.

Can sigortalarında ve bedeni hasarlarda ise tazminat, aktüerya hesaplarının sonucuna göre ödenir.

Deprem gibi büyük felaketler sonucu ödenen hasarların sigorta şirketlerinin mali güçlerini aşan tutarlara ulaşması nedeniyle, sigortacılar da kendi üstlendikleri riskleri sigortalarlar. Bu yeniden sigortalama işlemine reasürans denir. Reasürans konusunda çalışan şirketlere reasürör adı verilir. Reasürörler, verdikleri teminat karşılığında sigorta şirketlerinden prim alırlar.

Reasürans, uluslararası bir risk dağıtım prensibidir. Bir sigorta şirketi, risklerini pek çok reasüröre devredebilir. Böylece, deprem gibi felaket boyutlarındaki riskler bile dünya çapında pek çok şirkete dağılarak ödenebilir hale gelir. Bu durumun bir yansıması olarak, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir felaket, tüm sigorta piyasasını etkiler. Örneğin, ABD'de meydana gelen 11 Eylül Saldırıları sonucunda, hem dünyada, hem de Türkiye'de sigorta primleri önemli ölçüde yükselmiştir.

Sigorta şirketleri çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye'de de Hayat ve Hayat dışı branşlarda çalışan şirketler olarak ikiye ayrılır.

Türkiye'de sigortacılık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenmekte ve denetlenmektedir.

Sigorta türleri; Can Sigortaları (Hayat sigortası, Ferdi kaza sigortası, Sağlık sigortası), Mal Sigortaları (Kasko vb. oto sigortaları, Yangın sigortası, Nakliyat sigortası ,Mühendislik sigortaları), Sorumluluk Sigortaları, Hukuksal Koruma Sigortaları, Kredi Sigortaları olarak sıralanabilir.